Biyoloji nedir?


22/10/2008 | Kategori: Biyoloji-Donem-Odevi |

Biyoloji, Yunanca "Bos";Yaşam ve "Logos";Bilim kelimelerinin birleşmesi şeklinde isimlendirilmiş, tüm canlıların birbirleriyle ve çevre ile etkileşimlerini, bu etkileşimlerin sebep ve sonuçlarını araştıran, açıklayan "omni" bir bilim dalıdır.
Biyoloji 2 büyük alana ayrılır:
Botanik (Bitki Bilimi)
Zooloji (Hayvan Bilimi)
Biyoloji kendi içinde alt bölümlere ayrılır:
Biyofizik: canlıları incelemede fizik araçlarını kullanan araç ve teknikler bütünüdür.
Kriyobiyoloji, sıcaklığın canlıları nasıl etkilediği ile ilgilenir.
Entomoloji, böcekleri inceleyen bilim dalıdır.
Etoloji, doğal ortamdaki hayvanların davranışlarını inceler
Evrimsel biyoloji, evrim teorisini destekleyen kanıtları inceler.
İhtiyoloji, balıkları inceleyen bilim dalıdır
İmmünoloji, vücudun hastalıklara ve yabancı maddelere karşı direncini ve bunun temellerini inceler.
Limnoloji, göller ve bunlar içinde yaşayan canlıları inceler.
Deniz biyolojisi, okyanus ve denizlerdeki yaşamı inceler. Tıp, tedavi ve iyileştirme sanatı ve bilimidir.
Mikrobiyoloji, mikroskobik organizmaları inceler.
Nörobiyoloji, hayvanların sinir sistemini inceler.
Ornitoloji kuslari inceleyen bilim dalıdır.
Paleontoloji, tarih öncesi yaşamı inceler
Sosyobiyoloji, sosyal ilişkilerin biyolojik temelini inceler
Morfoloji: Canlıların dış görünüşünü, şeklini inceleyen bilim dalıdır
Anatomi: Canlıyı oluşturan organları,bu organları birbirleriyle ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır.
Fizyoloji: Organizmadaki organ ve dokulardaki görevlerini, işleyişlerini inceleye bilim dalıdır

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/10|

Lise 4 Biyoloji konu anlatımı


20/10/2008 | Kategori: Biyoloji-Donem-Odevi |

Metabolizma nedir :hücrede gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonların tümüdür.

A-Anabolizma nedir dış ortamdan alınan veya hücredeki reaksiyonlar sonucu oluşan basit moleküllerden hücrenin ihtiyaç duyduğu kompleks veya diğer moleküllerin sentezlenmesidir.Protein,RNA,Fotosentez,Kemosentez vb.

B-Katabolizma nedir dış ortamdan alınan veya hücrede daha önce üretilip işlevlerini kaybetmiş kompleks moleküllerin enerji üretimi veya yapıtaşı üretimi için daha basit moleküllere parçalanmasıdır.Hücre içi ve dışı sindirim,O2 li ve O2 siz solunum

ATP(Adenozintrifosfat):
Yapısı:
1-Adenin nucleotid 2-Riboz 3- 3(Üç) fosforik asit

Özellikleri nelerdir:
1-Yapısında iki yüksek enerjili fosfat bağları bulunur
2-Canlının tüm yaşamsal olaylarında kullandığı enerji kaynağıdır
3-Kolayca başka enerji formlarına dönüştürülebilir.(Elektrik,ısı,kimyasal bağ ,osmotik,ışık vb.)
4-Bütün reaksiyonlara katılabilir
5-Her hücre kendi ATP sini kendi sentezler
6-Hücrede sitoplazma,mitokondri ve kloroplastlarda sentezlenir
7-Hücre yaşamsal olaylarında sitoplazmada veya mitokondride üretilen ATP kullanılır
8-Kloroplastlarda sentezlenen ATP organik madde sentezi ve kloroplastlardaki diğer yaşamsal olaylarda kullanılır
9-Yüksek enerjili son fosfat bağının kopması ile ortama 7300 cal enerji verilir.

Hücrelerde ADP nin sistemden enerji alarak kendine bir fosforik asit bağlayıp ATP haline gelmesine fosforilasyon denir.

Enerji
ADP+P -------------- ATP
(Fosforilasyon)

Fosforilasyonda kullanılan enerji kaynağına göre 4 (Dört) tip fosforilasyon vardır.

1-Sübstrat düzeyde fosforilasyon:
a-Bütün canlılarda görülür
b-Sitoplazmik solunum enzimleri kullanılarak organik maddelerin yapısında bulunan bağ enerjisinin ATP enerjisi haline dönüşmesidir

2-Oksidatif-fosforilasyon:
a-Oksijenli solunum enzimi bulunduran canlılarda gerçekleşir
b-Organik maddeler oksijenli solunum enzimleri ile inorganik yapılara dönüştürülürken açığa çıkan H lerin O2 ye aktarılırken gerçekleşir
c- e.t.s. görev alır

3-Foto-fosforilasyon
a-Klorofil taşıyan canlılarda gerçekleşir.
b-Klorofil ve e.t.s etkisi ile güneş ışık enerjisinin dönüşümü ile gerçekleşir
c-Enzim görev almaz

4-Kemosentetik-fosforilasyon:
a-Oksidasyon enzimi taşıyan bakterilerce gerçekleştirilir
b-İnorganik maddelerin (H,Fe,N,NH3 vb.) oksidasyon enzimleri ile oksitlenmesi ile açığa çıkan kimyasal enerji ile gerçekleşir

Bütün canlılar güneşin ışık enerjisini kullanırlar.Işık enerjisinin canlıların kullanabileceği enerji formuna dönüşmesinde fotosentez ve solunum mekanizmaları rol alır.

Fotosentez Solunum nasıl gerçekleşir
Işık -------ATP-------- Glikoz --------- ATP ------------- ( Biyolojik iş)

Biyolojik iş:
Isı,elektrik,osmotik basınç,kimyasal bağ,ışık, mekanik,aktif taşıma vb.

OKSİJEN VE HAYAT

Not: Fotosentezden önce (ozon oluşmadan) organik madde sentezi için gerekli enerji u.v , şimşek , yıldırımlarla gerçekleşirken , fotosentezde madde sentezi için gerekli enerji güneşin görünür ışınları (450-760n.m) ile gerçekleşir .Ozon bu ışınların geçişine engel değildir.

Not: Bugün yaşayan bütün canlılar (Kemosentetik ler hariç) ihtiyaç duydukları organik besini ve oksijeni fotosentezden karşılarlar.

O2 nin önemi:
A-Ozon oluşumunu sağlar.
B-Oksidatiffosforilasyonla yüksek ATP üretimi sağlar.
Not:Oksijen aynı zamanda öldürücü olabilir. Obligat-anaerop bakteriler buna örnektir. Atmosferde O2 oranının artması solunumu engeller. Canlılar O2 nin bu olumsuz etkilerinden sahip oldukları enzimlerle korunur.


Ozon oluşumu fotosentezle başlamıştır.

Enerji
O2--------- O+O (Stratosferde) Oluşan O daha yükseklere çıkarak O2 ile birleşir ve ozon (200 n.m Küçük güneş ışınları)oluşur.

Enerji(200-300 n.m)
O+O2--------- O3 + Enerji -------------- Azotlu bileşikler.
(Ozon)

Ozonun önemini açıklayınız :
A-Zararlı U.V ışınları tutarak karasal yaşamın başlamasına nede olmuştur. Buda canlıların sayı ve çeşitliliklerinde artmaya neden olmuştur.
B-İlkel atmosferde organik madde sentezi bitmiş ve canlılar için organik madde sentez biçimi olarak fotosentez önem kazanmıştır.

Oksijenli solunum ve solunum kat sayısı:
O2 li solunumda organik moleküldeki (C6H12O6) C ve H ler koparılır. Karbon molekülden CO2 olarak ayrılırken , H ler dışarıdan alınan O2 ile birleşerek H2O olarak ayrılır. Bu nedenle glikoz yıkımında CO2 in ayrılımında izlediği yola karbon yolu, su ve ATP oluşumum ile sonuçlanan H ayrılışınada H yolu denir. Oksijenli solunumda e.t.s H yolunda görev alır.

Solunum tipleri:
A-Oksijensiz solunum (Fermantasyon.)

1-Gerçek fermantasyon:
Enzim
C6H12O6 -------------2C2H5OH + CO2 + 2ATP
Glikoz Etil alkol

2-Oksidatif fermantasyon:
Enzim
C2H5OH + O2 ---------------CH3COOH + H2O+ ATP
Etil alkol Asetik asit

B-Oksijenli solunum:
Enzim + ets
C6H12O6 + 6O2 --------------------6CO2 + 6H2O + 38 ATP
Glikoz


O2 siz SOLUNUM:

1-Bazı bakteri ve mayalarda temel enerji üretim biçimi olmakla beraber, Bitki ve bazı hayvanlarında özel durumlarda başvurduğu enerji üretim biçimidir.
2-Glikoliz ve fermantasyon olmak üzere iki evrede gerçekleşir.
3-Glikolizde temel amaç enerji üretimidir. Fermantasyonda ise temel amaç glikoliz sonucu oluşan artık ürünlerin hücreye zarar vermesinin önlenmesidir.
4-Glikoliz bütün canlılarda ortaktır.Fermantasyon ise canlının kullandığı enzime göre oluşum biçiminde ve son ürünlerde farklılıklar görülür.
5-Fermantasyon son ürüne göre adlandırılır;Alkolik,Laktik asit,Asetik asit vb.
6-Fermantasyonda O2 kullanılmaz ancak asetik asit fermantasyonunda O2 kullanılır.

Oksijensiz solunumun evreleri:
A-Glikoliz (Oksijensiz ve oksijenli solunum)
Bütün solunum tipleri glikolizle başlar. Glikoliz bağımsız metabolizmaya sahip bütün hücrelerde görülen bir reaksiyondur. Genel özellikleri:
1-Sitoplazmada gerçekleşir. (Mitokondri ye ihtiyaç yoktur.)
2-Enzimatik reaksiyonlar dizisidir.
3-Bir mol glikozun reaksiyona girmesi için ; İki mol ATP (Aktivasyon enerjisi için) harcanır.
4-Bir mol glikozdan ;
a) İki mol piruvat
b) Dört mol ATP
c) İki mol NADH2 , açığa çıkar.
5-O2 li ve O2 siz solunumların ortak özellikleridir.
6-Temel amaç enerji üretimidir.


B-Fermantasyon nedir nasıl gerçekleşir
1-Sitoplazmada gerçekleşir
2-Enzimatik reaksiyonlardır
3-Temel amaç glikolizde açığa çıkan son ürünlerin hücreye zarar vermesini önlemektir
4-Kullanılan enzime göre son ürünler değişir
5-Son ürüne göre adlandırılması yapılır
6-Bakteri ,mantar ve omurgalılarda çoğunlukla çizgili kaslarda görülür



Fermantasyon için gerekli koşullar nelerdir:
1-Uygun ısı
2-Gerekli enzimler
3-Organik madde(Glikoz vb.)
4-Biyokimyasal ortam (Sitoplazma)

Fermantasyonda açığa çıkanlar:
1-Son ürün (Alkol,Aseton vb.) 2-ATP 3-CO2 4-Isı

Oksijenli solunum:

Oksijenli solunum üç kademede gerçekleşir.
1-Glikoliz: (Sitoplazmada gerçekleşir)

Enzim
Glikoz ------------ 2Piruvat + 2ATP+ 2NADPH2

2-Kreps döngüsü: (Mitokondri matriksinde)

Enzim
Piruvat ------------ 3CO2 + 4NADH2 +1FADH2 + ATP (Bir pürivat için)

3-Oksidatiffosforilasyon: (Mitokondri krista zarlarında)
e.t.s
NADPH2 + 1/2 O2 ---------------- H2O + NAD+ 3 ÂTP
e.t.s
FADH2 +1/2 O2 ------------------ H2O + FAD + 2 ATP




Glikoliz:
Oksijensiz solunumdaki glikolizle aynı temel özellikler gösterir.


Kreps döngüsü:

Özellikleri
1-Eukaryotlarda mitokondride , prokaryotlarda sitoplazmada mesezom denen zar kıvrımlarında gerçekleşir
2-Pirüvatla başlar
3-Mitokondriye geçen her piruvata karşılık 3 CO2 , (substrat düzeyde) 1 ATP, 1 FADH2 ve 4 NADH2 oluşur.
4-Enzimatik reaksiyonlardır
5-Isı,PH,aktivatör ve inhibitörlerden etkilenir.
6-O2 varlığında gerçekleşen reaksiyonlardır.
7-Diğer organik moleküllerin solunum reaksiyonuna katıldığı evredir.


Oksidatif fosforilasyon:
Oksidatif fosforilasyon özellikleri
1-Mitokondri zarları (Bakterilerde mesezom denen zar kıvrımlarında gerçekleşir
2-Piruvat tan ayrılan H lerin O2 ye aktarımıdır
3-NAD,FAD,CoQ,Sitokromlar ve O2 görev alır
4-NAD+ ile taşınan her 2H çiftine karşılık e.t.s de 3 ATP sentezlenir
5-FAD+ ile taşınan her 2H çiftine karşılık e.t.s de 2 ATP sentezlenir
6-1 Glikozun yıkımından e.t.s üzerinden toplam 34 ATP sentezlenir
7-1 Glikoz için e.t.s de O2 ye aktarılan H lerden 24 H2O üretilir:

Değişik organik moleküllerde oksijen kullanımı ve enerji üretimi durumu
CO2
Solunum kat sayısı: R.Q=---------- Sonuç kullanılan maddeye göre değişir.
O2

CO2
Karbonhidratlarda RQ =---------- =1 olur.
O2

6CO2
Örnek: Glikoz (C6H12O6) için: RQ=------------ = 1
6O2
CO2
Yağlarda RQ = ----------- = X X > 1 çıkar,.buda daha fazla oksijen tüketmek demektir
O2

Yağlarda oksijen oranı az olduğu için solunumda yağların yıkımı için çok O2 kullanılır ve diğer organik maddelere oranla daha fazla ATP üretilir.
36 CO2
Örnek: Oleik asit (2C18H34O2) + 51 O2 =-----------= 0,7
51 O2

CO2
Alkol vb maddelerde RQ=--------- = X X<1 çıkar . Çünkü alkollerde oksijen oranı fazladır.
O2

4CO2 4
Örnek: C4H4O8 + O2 =--------------= --------= 4
O2 1

Solunum hızına etki eden faktörler:
1- Isı 2 - O2 yoğunluğu 3- PH 4 -CO2 miktarı 5-Ket vurucular (Zehirler) 6 - Uyaranlar.

Solunum hızı: Bitkilerde ; farklı organ ve dokularda solunum hızları farklıdır. Bitkisel organlarda solunum hızı şu şekilde sıralanır: Yaprak – Kök – Gövde. Doku olarak en hızlı solunum kambiyumda görülür.

Bitkilerde solunum hızını artıran faktörler.
1-Köklenme
2-Yaralanma
3-Tohum ıslanması
4-Tomurcuklanma

Oksijenli ve oksijensiz solunumun ortak özellikleri:
1-Glikoliz evresi ile başlamaları
2-Glikozun aktivasyonu için ATP kullanılması
3-Reaksiyonlar sonunda ATP sentezlenmesi
4-Isının açığa cıkması
5-CO2 nin açığa çıkması (Laktik asit fermantasyonu hariç)
6-Substrat düzeyde fosforilasyonun gerçekleşmesi
7-Enzim kullanılır

Oksijenli solunumu Oksijensiz solunumdan ayıran farklar:
1- O2 kullanılması
2- H2O nun açığa çıkması
3- e.t.s nin görev alması
4- Oksidatif fosforilasyonun gerçekleşmesi
5- Glikozun CO2 ve H2O ya kadar parçalanması
6-Yüksek ATP üretimi (Bir glikozdan 38 ATP)


Oksijenli solunumun karşılaştırılması

A-Fotosenteze özgü özellikler
1-Klorofile ihtiyaç duyulması
2-Işıkta gerçekleşmesi
3-Organik madde sentezlenmesi
4-CO2 ve H2O tüketilmesi
5-Ağırlık artışı olması
6-Endotermik olması
7-Işık enerjisini ATP ve Kimyasal bağ enerjisine çevirmesi

B-Oksijenli solunuma özgü özellikler
1- Oksijenli solunum enzimlerine (Mitokondri) ihtiyaç duyması
2- Besin ve O2 nin tüketilmesi
3-CO2 ve H2O nun açığa çıkması
4-Ağırlık azalması olması
5-Ekzotermik olması
6-Kimyasal bağ enerjisini ATP enerjisi haline çevirmesi

C-Fotosentez ve O2 li solunumun ortak özellikleri
1-Enzim kullanılması
2- e.t.s kullanılması
a-Solunumda: NAD-FAD-sitokrom
b-Fotosentezde:NADP-ferrodoksin-plastokinon-sitokrom
3-Isının açığa çıkması
4-ATP üretilmesi

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/10|

Azot ve Karbon Döngüsü


18/10/2008 | Kategori: Biyoloji-Donem-Odevi |

AZOT VE KARBON DÖNGÜSÜ


1-AZOT DÖNGÜSÜ

AZOT NEDİR?

Görünüşte canlı maddenin görünüşüne ortalama %5 gibi çok küçük bir oranda katılmasına karşılık azot, canlı madde açısından son derece önemlidir. Atmosfer ve okyanuslarla birlikte yer kabuğu var olan azotun ancak %0,03’ ünü taşır. Geri kalanıysa yaşamın temel taşları olan protein moleküllerinde bulunur.

AZOT DÖNGÜSÜ

Azot döngüsü terimi azot elementinin biyokimyasal dolaşımını belirtmek için kullanılır. Azot kimyasal tepkimeye girme etkisi düşük bir elementtir. Bu yüzden çok az canlı organizma tarafından değerlendirilebilir yada “bağlanabilir”.

Mavi – Yeşil su yosunları ile bazı bakteri türlerinin içeren söz konusu organizmalarda amonyağa (NH3) dönüşen azot, aminositlerin, proteinlerin, nükleer asitlerin ve azot içeren öbür bileşenlerin yapımında kullanılır.

Azotu değerlendiren bakterilerden Rhizobium bakterileri bezelye, fasulye gibi baklagillerin ve yoncaların köküne yerleşirler. Azot, fırtınalı havalarda yıldırımın etkisiyle yükseltgenir ve oluşan azot oksit (NO) ile azot dioksit (NO2) yağmur suyunda çözündükten sonra toprağa karışarak nitratlar oluştururlar.

Bütün bitkiler topraktaki amonyağı alarak, bunlardan gerekli azotlu bileşiklerin bir bölümü yaprak, tohum ve meyvelerin dökülmesiyle yok olup gider; ama çoğu;bitki ölünceye kadar içinde kalır. Hayvanlarsa doğrudan yada dolaylı olarak bitkilerden aldıkları azotlu bileşikleri değerlendirip, fazlasını dışkı yada sidikle atarlar.

Atılan artıkların ve bütün ölü organizmaların amonyağı nitratlara dönüştüren bakteriler tarafından ayrıştırılmasından sonra, nitratlar toprağa döner. Sulu topraklarda yaşayan bazı bakteriler, nitratları parçalayarak, solunum için gerekli oksijeni alırlarken, açığa çıkan azotun atmosfere karışmasıyla döngü tamamlanır.

Modern tarım yöntemlerinde toprağa eklenen ve büyük bölümü toprağa karışan nitratlı gübreler, doğadaki bu dengeyi bozmaktadır.



AZOT KİMYASI NE DEMEKTİR?

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Admin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]Havada oksijen 1/5 oranına karşılık 4/5 oranında bulunan azot, kimyasal açıdan yansız bir gazdır. Bu yansızlık nedeniyle, tepkimeye girme gücü vardır. Ama sıcaklık 400 C’a yada daha yukarı yükseldiğin- de, çeşitli tepkimelere girer. Sözgelimi, hidrojenle birleşerek kesin kokusuyla tanınan amonyağı verir. Bu tepkime, kimya sanayisinde çok önemlidir. Ayrıca, elektrik kıvılcımları etkisi altında oksijenle birleşebilir ve azotmonoksiti (2NO) verir. Özellikle şimşekler, azotmonoksit oluşumuna yol açar.

Azot molekülleri daha küçük taneciklerden, yani atomlardan oluşur. Her azot molekülünde iki azot vardır ve bu atomlar birbirine çok sıkı bağlıdır. Bu nedenle, azot molekülü N2’yle gösterilir: burada N bir azot atomunu belirtir. Azotu tepkimeye sokmak için, önce iki N atomu arasındaki çekimi zayıflatmak ge- rekir; bu da, bağın güçlü oluşu nedeniyle çok zordur.

Ama azot bir kez tepkimeye girince, artık başka atomlar ona bağlanabilir. Böylece, har amonyak molekülü, üç hidrojen atomuna karşılık bir azot atomu taşır: formülü NH3 tür.

Amonyak molekülünde azot atomu, artık güçlü biçimde bağlı değildir ve hidrojen atomlarıyla, daha kolayca gerçekleşen yeni tepkime- lere girebilir. Azotun canlı maddede çok etkin biçimde rol oynadığı dönüşümler de bunlara benzer.

2-KARBON DÖNGÜSÜ (ASTRONOMİ)

Ana dizi yıldızlarının, hidrojeni helyuma dönüştürerek çekirdeklerindeki nükleer enerjiyi sağlayan iki temel nükleer tepkime sürecinden biri. Güneşinde aralarında bulunduğu küçük kütleli ana dizi yıldızlarıda, proton-proton tepkimesi ağır basar. Karbon döngüsü (yada karbon-azot-oksijen döngüsü), büyük kütleli ana dizi yıldızlarının başlıca enerji kaynağıdır ve aşağıdaki tepkimelerden oluşur.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Admin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]12C + 1H 13N + gama ışınları
[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Admin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG] 13N 13C + pozitron + nötrino
[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Admin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG]13C + 1H 14N + gama ışınları
[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Admin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG]14N + 1H 15O + gama ışınları
[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Admin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG] 15O 15N + pozitron + nötrino
[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Admin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG]15N + 1H 12C + 4He + gama ışınları

bu tepkimeler dizisinde ne karbon ne de azot tüketilir; ama ikisinden hiç değilse birinin varlığı zorunludur. Nükleer tepkimelerin dördünde, bir karbon yada azot çekirdeği, bir protonla birleşerek yeni bir çekirdek oluşturur.

Öbür iki tepkime, radyoaktif çekirdeklerin bozunmasından oluşur. Bu radyoaktif bozulmalar, hem pozitronların, hem de nötrinoların salınmasına yol açar. Birer “antielektron” olan pozitronlar, çabucak el- ektronları bulur ve karşılıklı bir birini yok etmeleri, gama ışınlarının salınmasını sağlar.

Başka parçacıklarla çok az tepkimeye giren nötrinolar, nükleer tepkimelerin enerjisinin bir bölümü- nü kullanarak yıldızdan kaçarlar.

Karbon döngüsünün net sonucu, dört proton ve iki elektronun bir helyum çekirdeğine dönüşmesi, burada da iki nötrinonun ve gama ışınlarının salgılanmasıdır.

Karbon çevrimiyle salınan ışıma uzaya yayılan enerjiyi yeniler. Bu enerji yenilemesi, yakıt kaynağı var olduğu sürece yıldızın enerji dengesinin korumasına olanak verir.
Yıldızın çekirdeğindeki hidrojen tükendiği zaman, karbon döngüsü tepkimeleri otomatikman zayıflar ve yıldız ölür + enerji veremez.


3 - AZOT VE KARBON DÖNGÜSÜ(atmosfer)

Doku yapımında ve enerji yapımında kullanılmak için bütün canlılara karbon sağlayan biyolojik ve kimyasal süreçler toplamını belirten terim.

Temelde bütün canlı hücreler, farklı kimyasal bileşimler halinde karbon, hidrojen, oksijen ve azotun oluşturduğu proteinlerden oluşurlar; her canlı organizma, kendi kalıtımsal şifresine uygun olarak bu elementleri bir araya getirir.

Bunun için organizma karbon çevresinde oluşmuş özel bileşikler halinde bu elementlere gereksinme duyar. Söz konusu özel bileşikleri yalnızca yeşil bitkiler ışılbireşim yoluyla üretir. Fotosentez süresinde klorofil, katalizör görevi yaparak ışık biçimindeki güneş enerjisin yakalar ve kullanır.

Her biri bir karbon ve iki oksijen atomundan oluşan altı karbondioksit molekülü her biri iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşan altı su molekülüyle bileşerek bir glikoz molekülü oluşturur.

Glikoz molekülü, 6 karbon, 12 hidrojen ve 6 oksijen atomundan oluşur. Ayrıca her birinde iki oksijen atomu bulunan 6 oksijen molekülü daha oluşur ve bitki, kendi yaşam süreçleri için enerjiye gereksinme duymadığı sürece bu oksijen molekülleri atmosfere yayılır.

Bitkinin enerjiye gereksinim duyma koşulundaysa oksijen, 1 glikoz molekülüne 6 oksijen molekülü oranında hemen glikozla bileşerek yükseltgenen glikoz molekülüne karşılık 6 karbon ioksit ve 6 su molekülü açığa çıkar. Böylece karbon döngüsü tamamlanmış olur.

Yukarıda anlatılan süreç, 6CO2 + 6H2O = C6H12 O6 + 6O2 formülüyle tanımlanır. Buradaki iki yönlü ok sürecin yada döngünün tersinebilir olduğunu gösterir.

Çevrimin tamamlanması için gereken süre değişebilir. Hemen enerjiye gereksinmesi olmayan bitkilerde kimyasal süreçler çeşitli süreçlerde sürer.

Bitkiler şeker moleküllerinin çoğunu

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/10|

Mitoz Bölünme


18/10/2008 | Kategori: Biyoloji-Donem-Odevi |

Mitoz ya da Mitosis; bir hücrenin kendi genomunu eşleyerek iki yavru hücre şekilde bölünmesidir. Genellikle ardından sitoplazma ve hücre zarının bölünmesi olan, sitokinez

gelir. Bunun sonucu olarak, organelleri ve diğer hücre elemanları eş olan iki kardeş hücre oluşur. Mitoz ve sitokinez hücre döngüsünde M harfiyle gösterilen mitozu tanımlar. Mitoz yalnızca ökaryotik hücrelerde görülür. Çokhücrelilerde somatik hücrelerin oluşumu mitozla olurken, eşey hücrelerinin oluşumu mayoz denilen bölünme çeşidiyle olur. Çekirdeği olmayan prokaryotlarda hücreler, fission denilen bölünme yöntemiyle bölünürler.

Zigot oluştuktan sonra başlayan mitoz bölünme, organizma belli bir büyüklüğe erişinceye kadar tüm soma hücrelerinde ve bazı hücrelerde (kemik iliği vb.) hayat boyu devam eder. Mitozda her hücrenin çekirdeğinde kromozomlar kendini eşler. Eşler, ana hücrenin bölünmesiyle oluşan iki yavru hücreye verilir. Böylece ana hücreye benzeyen, diploid sayıda (2n) kromozomlu iki yavru hücre meydana gelir. Mitoz da çekirdek bölünmesi karyokinez, sitoplazma bölünmesi sitokinez olarak tanımlanır. Karyokinez başlangıçta interfaz ve sonrasında gerçek bölünme evreleri olan profaz, metafaz, anafaz ve telofaz olarak görülür.



İnterfaz

Hücrenin mitoz bölünmeye geçmeden önceki hazırlık evresi olup, G1,S ve G2 evrelerinden oluşur. Bu evrede daha sonraki evreler için gerekli olan maddeler sentezlenir.

G1 (gap=aralık) evresi

En uzun evre olup, 9-16 saat kadar sürer. Bu evrede hücre RNA ve protein sentezi yapar, fakat henüz DNA sentezi görülmez.

S (synthesis) evresi

Yaklaşık 6 saat sürer, RNA sentezi G1 deki gibi devam etmekteyken, protein sentezi ise en yüksek seviyeye ulaşır. Kalıtsal maddenin iki katına çıkması için DNA sentezi başlar.

G2 (gap=aralık) evresi

Yaklaşık 3-4 saat ya da daha kısa sürer. DNA sentezi durur, fakat RNA ve protein sentezi G1 deki hızıyla devam eder. İnterfazın sonudur.

Profaz

Kromatin ağı kıvrılıp, kalınlaşarak kromozomları oluşturur, Kromozomlar ışık mikroskobunda görülebilir haldedir. Kromonema ipleri kendi eşelrini yaparak bir çift özdeş kromatid meydana getirir. Sentiyoller çoğalarak çiftler halinde karşılıklı kutuplara göç ederler ve iğ ipliklerini kromozomların sentromerlerine uzatırlar. Çekirdek zarı ve çekirdekçik kaybolur.



Metafaz

Çekirdek zarı kaybolduğunda metafaz başlar. İkişer kromatidli kromozomlardaki her kromatid sentromerinden iğ ipliklerine bağlanır, ekvatoriyel düzlemde dizilirler.



Anafaz

Sentromerleriyle iğ ipliklerine tutunan yavru kromatidler karşılıklı kutuplara hareket ederler. Bunlar yavru hücrelerin kromozomları halinde görülebilir.

Sentromere bağlı kromatidler,sentromerin yarılmasıyla ayrılır.Birbirinden ayrılan kardeş kromatidler kromozom adını alır.Kardeş kromozomlar birbirlerinden bağımsız karşılıklı kutuplara çekilmeye başlar.



Telofaz

Hücrenin her bir kutbunda özdeş kromozom takımları toplanır, kromozomlar çözülerek yeniden kromonema iplikleri haline dönerler. İğ iplikleri kaybolur. Çekirek zarı ve çekirdekçik belirir. Sitokinez denilen sitoplazma bölünmesi başlar ve dıştan içe doğru boğumlanarak sitoplazma ve hücre zarı bölünür. Sonuçta iki yavru hücre ortaya çıkar. Sitokinez durumuna göre hücreler eşit veya eşit olmayan büyüklüktedir. Fakat genetik materyal bakımından her iki hücrede aynı genetik yapıya sahip, kromozom sayıları eşittir.



Mitozun bu dört evresi yaklaşık olarak memelilerde 40-80 dakikada tamamlanır. Bitki hücrelerinde 100C'de 135 dakika süren mitoz bölünme, 25-300C'de 30 dakikada tamamlanır. Bazı maddeler ve ısı mitozu ve hızını uyarır. Mitoju uyaran eşey hormonları ve fitohemagglutinin gibi maddelere mitojenik maddeler denir. Bununla beraber, urethan, X ışınları kolşisin gibi maddelerin mitozu durdurucu etkisi vardır. Damardaki kan hücreleri ve belli bir süre sonunda sinir ve kas hücreleri mitoz bölünme yapmazlar.

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/10|

Sinir Sistemi (Biyoloji)


18/10/2008 | Kategori: Biyoloji-Donem-Odevi |

SİNİR SİSTEMİ

İç ve dış çevreden gelen uyarılara karşı tepki göstermemizi sağlayan sisteme sinir sistemi denir.

Omurgasızlarda Sinir Sistemi:
Tek hücrelilerde özelleşmiş bir sinir sistemi yoktur. Uyartıları alma ve cevap verme sitoplazmadaki sinir telcikleri yardımı ile olur.
Paramecium da hücre dışında bulunan siller, hücre içindeki sinir telleri ile bağlantılıdır. Sinir telleri dıştan gelen uyartıları hücrenin her yerine iletir.
Süngerlerde özelleşmiş sinir hücresi yoktur. Her hücre uyarıya karşı kendisi tepki gösterir. Uyartı kimyasal yolla iletilir.
Sölenterlerden Hidrada özelleşmiş sinir sisteminin en basiti olan sinir ağı bulunur. Sinir ağı birbirine bağlı sinir hücrelerinden oluşur. Uyartı iletimi yavaştır.


Yassı solucanlarda (Planaria) başta beyin görevi yapan bir sinir düğümü (ganglion) ile vücudun iki yanında uzanan bir çift sinir şeridi bulunur. Bu yapıya ip merdiven sinir sistemi denir.
Eklembacaklılarda merkezi sinir sistemi görülür. Baş ganglionuna beyin denir. Ganglionlar bağımsız olarak iş görebilir.

Omurgalılarda Sinir Sistemi:
Omurgalılarda sinir sistemi ikiye ayrılır.
1- Merkezi Sinir Sistemi: Beyin ve omurilikten oluşur.
2- Çevresel Sinir Sistemi: Beyin ve omurilikten çıkan sinirlerden oluşur.

SİNİR HÜCRESİ

Sinir sisteminin yapı ve görev birimi nöron adındaki sinir hücreleridir. Bir nöronda kısa uzantılar (dendrit) ve uzun uzantı (akson) bulunur. Sinir hücrelerinin çekirdek bulunan kısmına hücre gövdesi denir. Aksonu en dıştan saran kılıfa şıwan kını denir. Beslenme ve rejerasyonu sağlar. Şıwan kını altında miyelin bulunur. Miyelinli nöronlar impulsları daha

hızlı iletir. Beyin ve omurilik sinirleri miyelinli, otonom sinirleri miyelinsizdir. Akson üzerindeki ranwier boğumlarında impulslar güçlenir. Görev ve işleyişine göre üç çeşit nöron vardır.
1- Duyu Nöronu: Duyu organlarındaki reseptörlerden (almaç) aldığı impulsları merkezi sinir sistemine iletir.
2- Ara Nöron: Duyu ve motor nöronları birbirine bağlayan nöronlardır. Uyartılara karşı hangi tepkinin oluşturulacağını belirler.
3- Motor Nöron: Merkezi sinir sisteminden aldığı uyarıları, tepki organına (efektör organ) iletir. Efeftör organ genelde kas veya salgı bezidir.

Çevreden gelen bilgi reseptörler tarafından alınır. Sırasıyla duyu nöronu aran nöron ve motor nöron dan geçerek efektör organa iletilir.
Sinir dokusunu rejenerasyon yeteneği yoktur.

Nöronlarda İmpuls İletimi

Dıştan ve içten gelen uyarıların etkisi ile nöronda meydana gelen değişikliğe impuls denir. İmpulsun iletim yönü: Dendrit à Hücre gövdesi à Akson doğrultusundadır.
İmpulsun iletimi elektro kimyasal bir olaydır.
Dinlenme halindeki bir nöronda hücre zarının dış kısmı “+” iç kısmı “–“ yüklüdür. Hücrenin bu haline polarizasyon (kutuplaşma) denir. Bu olay Na ve K iyonlarının eşit olmayan dağılımından kaynaklanır.
Uyarılan sinir hücrelerini dış kısmı “–“ iç kısmı “+” yüklü duruma geçer. Bu olaya depolarizasyon denir. Bu işlem sırasında hücre bol miktarda O2 harcar, ATP kullanır. Sonuçta CO2 ve ısı oluşur.

İmpuls iletimi tamamlanınca nöron tekrar eski durumuna gelir. Buna da repolarizasyon denir.
Depolarizasyon durumundaki sinir hücresi ikinci bir uyartıya cevap veremez, repolarize olması gerekir.

Eşik Şiddeti: Sinir hücresinin uyarılması için gereken minimum uyartı şiddetidir. Eşik şiddetinin altındaki uyarılara sinir hücresi cevap veremez. Eşik değerde ve üzerindeki uyarılara cevap verir. Buna ya hep ya hiç kuralı denir. Uyartı eşik şiddetin üzerinde olduğunda impulsun hızı ve etkisi değişmez, sayısı değişir.
Uyarmanın frekansı, şiddeti ve süresi, nöronların sayısı, dizilişleri ve aralarındaki bağlantı impuls sayısını etkiler.

Sinaps: Bir nöronun dentridi ile diğer nöronun aksonunun karşılaşama noktasıdır. Uyartıların akış yönü sinapslarda aksondan dentrite doğudur.

İmpulsun Nörondan Nörona Geçişi

İmpulsun akson ucuna gelmesiyle sinaptik keselerden nörotransmiter (taşıyıcı) maddeler salgılanır. Diğer sinir hücresinin dendritindeki reseptörler tarafından algılanan bu maddeler bu hücrede yeni impulsu başlatır. Nörotransmiter maddeler asetilkolin, noradrenalin, dopamin, seratonin ve histamindir. Sinapslardaki nörotransmiter maddelerin salgılanma miktarı impuls sayısına bağlıdır.
Bir uyartının sinapstan geçişi sinir hücresinden geçişinden daha yavaş olur. Yani elektriksel ileteim hormonal iletimden daha hızlıdır.



İnsanda Sinir Sistemi

a- Merkezi Sinir Sistemi: Beyin ve omurilikten oluşur.

* Beyin: Beyin dıştan içe doğru üç katlı zar ile çevrilmiştir. Bu tabakalar sert zar, örümceksi zar ve ince zardır. Örümceksi zar ile ince zar arasında beyin sıvısı bulunur. İnsanda beyin ağırlığı 1300-1500 gr`dir. İnsan beyni üç bölümden oluşur.


1- Ön Beyin: Uç beyin ve ara beyin olarak ikiye ayrılır. Öğrenilen davranışları, bacak hareketlerini, zekâyı, hafızayı kontrol eder.
Uç Beyin: Ara ve orta beyini dıştan saran kısmıdır. Rolando yarığı ile ikiye ayrılır. Dış kısmında boz madde iç kısmında ise ak madde bulunur. Otonom sinir sistemini etkiler. Görevleri; hafıza, öğrenme, hayal kurma, görüntü, ses, konuşma, sembolleri algılama, şahsiyet değerlendirmedir.
Ara Beyin: Talamus, hipotalamus ve hipofiz bezinden oluşur.
Talamus: Duyusal impulsların dağıtım merkezidir. Heyecan duygunun dışa vuran tepkilerini düzenler.
Hipotalamus: Homeostasi ile ilgili düzenlemeler yapar. İştah, kan basıncı, su dengesi, vücut ısısı, uyku, hormon salgılama, karbonhidrat ve yağ metabolizması eşeysel yönelme ve olgunlaşmayı düzenler.
Hipofiz Bezi: Salgıladığıhormonlarla diğer endokrin bezlerin çalışmasını kontrol eder.
2- Orta Beyin: Beyincik ile ara beyin arasında kalan kısımdır. Vücut duruşunu ve kas tonusunu ayarlar. Işığa bağlı olarak gözbebeğinin büyüyüp küçülmesini de kontrol eder.
3- Arka Beyin: Omurilik soğanı ve beyincikten oluşur.
Omurilik Soğanı: Dışta ak madde dışta boz madde bulunur. Kalp atışı, atardamar çapının değişmesi, solunum hareketleri, yutma ve tükrük salgısı, karaciğerin şeker ayarlaması, kan damarının büzülüp gevşemesi, kusma ,çiğneme, hapşırma olaylarını kontrol eder. Ayrıca solunum, dolaşım ve boşaltım sistemlerini denetler.
Beyincik: Dışta boz madde içte ak madde bulunur. İki yarım küreden oluşur. Yarım küreler pons ile birbirine bağlanır. İskelet kaslarının kasılmasını düzenler ve denge merkezidir.

* Omurilik: Omurganın içinde vücut boyunca uzanır. Omurilikte ventral kök, dorsal kök ve yan boynuz bulunur. Ventral kök motor nöronlarının çıktığı, dorsal kök duyu nöronlarının omuriliğe girdiği yerdir. Yan boynuzdan otonom sinir sistemine ait sinirler çıkar. Omurilik refleks merkezidir. Beyne gelen ve çıkan impulsları iletir.

REFLEKS

Vücudun uyarı etkisi ile ani olarak yaptığı istemsiz hareketlerdir. Refleksler omurilikteki refleks yayları tarafından oluşturulur. Basit bir refleks yayında duyu nöronu, ara nöron, motor nöron ve iki tane sinaps bulunur.
Bir refleks yayında uyartının oluşumundan tepkinin ortaya çıkışına kadar izlenilen yol şöyledir: Duyu organı – dorsal kök – boz madde – ventral kök – salgı bezi veya kas
Beyin refleksle meydana gelen olayların ancak sonucundan haberdar olur.

b- Çevresel Sinir Sistemi: Beyin ve omurilik dışında kalan sinir sistemidir. Somatik ve otonom sinir sistemi olmak üzere iki ayrı şekilde incelenir.

* Somatik Sinir Sistemi: Duyu ve motor nöronlarından oluşur. İskelet kaslarında gerçekleşen istemli hareketler somatik sinirlerin kontrolündedir ve miyelinlidirler.

* Otonom Sinir Sistemi: İsteğimiz dışında çalışan tüm iç organlara sinirler gönderir ve miyelinsizdirler. Omurilik, omurilik soğanı ve hipotalamusta ki merkezlerce kontrol edilir. Otonom sinir sisteminde birbirine zıt çalışan sempatik ve parasempatik sinirler bulunur.
Sempatik sinirler organizma zor durumda kaldığında devreye girer. Sindirim ile ilgili olayları yavaşlattığı halde diğer olayları hızlandırır.
Parasempatik sinirler ise sindirim sistemi hariç iç organların çalışmasını yavaşlatır.

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/10|


PageRank Checking Icon

Biyoloji-Dönem-Ödevi - dönem ödevi, hazır ödev - Blogcu download, indir, yükle, dinle, izle, ödevi, ödevini indir, ödevini yükle, ödevleri indir, ödevler yükle, indirsene, yüklesene, seyret, seyretsene, bedava izle, online izle, bedava dinle, online dinle, free. Beyaz Show