yusuf demirci
0 Takipçi | 0 Takip
08 10 2008

GELİBOLU ( UZUN BEYAZ BULUT ) - BUKET UZUNER ( geniş özet)

KİTAP ÖZET FORMU

Kitabın Adı : GELİBOLU – UZUN BEYAZ BULUT
Kitabın Yazarı : BUKET UZUNER
Kitabın Yayın Evi ve Adresi : REMZİ KİTABEVİ ÇAĞALOĞLU / İST.
Kitabın Basım Yılı : EKİM , 2001

1. Kitabın Konusu : Çanakkale Savaşları’nda ölen büyük dedesinin kayıp mezarını aramak için Gelibolu’ya gelen Yeni Zelandalı genç bir kadın ve Çanakkale Milli Parkı’nda bastonuyla dolaşan Türk Nine’nin akıllara durgunluk veren seksen beş yıllık sırrı…
Osmanlı teğmeni Ali Osman Bey ile Anzak Er Alistair John Taylor’ın birlikte insanlığa verdiği dehşetengiz ders…
Henüz hiçbir milletin tarih kitaplarında yer almasına izin vermeye hazır lmadığı büyük insanlık sınavı : Aynı adam aynı savaşta iki düşman ülkede savaş kahramanı olur mu?
2. Kitabın Özeti : Gelibolu kitabı ;dedesinin Çankkale savaşlarında ölmediğine inanan bir anzak torununun Gelibolu’ya gelmesiyle başlar. Kendisini oraya getiren rehbere Eceyaylası Köyü’ne gitmek istediğini söyler. Köye geldiğinde ise hem köyü hem de bütün dünyayı etkileyecek bir şeyler söyler. Söyledikleri ise büyük bir Türk Gazisinin aslında Anzak olduğu ve onun dedesi olduğudur. İlk başlarda köylüler bu teze gülüp geçerler. Yeni Zelandalı kız ise Gazi Alican Çavuş’un herhangi bir akrabası olup olmadığını sorar. Onu Gazi Alican Çavuş’un kızı Beyaz’ın yanına götürürler. Beyaz Hala hiç evlenmemiş babasını çok seven fakat köylerinde meydana gelen yangından sonra hiç dışarıya çıkmamış ve kimseyle konuşmamış bir Türk köylüsüdür. Beyaz Hala hiç evinden çıkmadığı ve kimseyle konuşmadığı için bu kızıda kabul etmeyeceğini düşünen köylüler, kızın eve kabul edilmesiyle şaşırırlar. Beyaz Hala adı Victoria olan bu kızı evinde bir süre misafir eder. Bu arada dış dünyada boş durmaz ve bu büyük haber fırsatını değerlendirmek için dünyanın çeşitli yerlerinden gazeteciler ve televizyoncular köye akın ederler. Beyaz Hala ise içerde bütün gerçekleri bu kıza açıklar. Gerçek ise kabul edilemeyecek kadar zordur. Anzak eri Alistair John Taylor ailesine mektuplar yazarak Çanakkale Savaşı’nı ve burada savaşmanın anlamsızlığından bahsediyor. Son mektubunda ise burdan kaçmak istediğini ve eve dönmeyeceğini yazıyor. Birgün gerçekten savaştan kaçıyor ve türk siperlerine giriyor. Tam başından vurulacağı sırada ayağına bir yaralı takılıyor ve ölümden kurtuluyor. Ayağının takıldığı yaralı ise teğmen Ali Osman. 2 gün beraber kalıyorlar orada. Ali Osman ile ölüm arasındaki savaşı ise ölüm kazanıyor. Ali Osman ölmeden önce Anzak erine kendi kıyafetini giymesini söylüyor. Anzak eri bir köyün yakınında, Ali Osman’ın kıyafetiyle ve onun mezarı başında beklerken, bir Türk kızı, Meryem onu görüyor ve o anda ona aşık oluyor. Onu kendi köyüne götürüyor ve İngilizlere esir düşmüş bir Türk teğmeni olduğunu söylüyor. Onunla evleniyor ve dört çocukları oluyor. İlk çocukları olan Ali Osman ölüyor. Diğer üç çocuğun adını ise Uzun, Beyaz, Bulut koyuyor. Uzun Beyaz Bulut, Yeni Zelandanın diğer adı. Anzak erin torunu Yeni Zelandalı kız gerçeği öğreniyor, fakat gerçeği kendisinde saklıyor.







3. Kitabın Ana Fikri : Osmanlı teğmeni Ali Osman Bey ile Anzak Er Alistair John Taylor’ın birlikte insanlığa verdiği ders…
4. Kitaptaki Olayların ve Şahısların Değerlendirilmesi :
Victoria Taylor : Dedesinin ölmediğine inanan ve onu bulmak için hayatın zevklerinden kendini mahrum bırakmış bir Zelandalı psikolog.
Beyaz Hala : Annesine kızdığı için hiç evlenmemiş, yaşlı olmasına karşı çok dinç ve bir köylüden beklenmeyecek kadar kültürlü.
Ali Osman : Beyaz Hala’nın büyük kardeşi Bulut’un torunu. Beyaz Hala’nın en sevdiği yeğeni.
Mehmet : Victoria’yı gezdiren rehber.
5. Kitap hakkında Şahsi Görüşler : Gelibolu bir kurgu olmasına rağmen insanı etkiliyor.gerçekmiş havası katıyor. Bazen savaştan bahsetmesine rağmen genelde diğer tarih kitapları gibi değil, daha çok başka olaylardan bahsediyor. Güzel ve sürükleyici bir kitap.
6. Yazar Hakkında : Küçükken astronot olmayı isteyen Buket Uzuner, Üniversitelerde bilim eğitimi almış ve bir bilim insanı olmuştur.




Özet 2

Kitabın Adı.................: Gelibolu (Uzun Beyaz Bulut) Kitabın Yazarı.............: Buket Uzuner Yayınevi....................: Remzi Kitabevi Kahramanları..............: Victoria Taylor, Beyaz Hala, Gazi Alican Çavuş, Er Alistair John Taylor, Mülazım (Teğmen) Ali Osman Bey, Avukat Ali Osman Taylar, Turist Rehberi Mehmet. Olayın Geçtiği Yer.......: Gelibolu Ece Yaylası Köyü, Eceabat KİTABIN ÖZETİ Olay, Victoria Taylor’un 2001 yılının Mart ayında Gelibolu Yarımadası’na gelmesiyle başlar. Victoria (Viki), Yeni Zelanda’lıdır ve büyük dedesi Alistair John Taylor’un Çanakkale Savaşında ölmediğine inanarak iz sürmüş ve Türkiye’ye gelmiştir. Rehber Mehmet, onu her sabah Arıburnu (Anzak) Koyu’na götürür. Viki, Eceyaylası Köyü’nde bir toplantı yapmak ister. Önemli bir açıklama yapacaktır. Köy kahvesi’nde toplanan köylülere, Çanakkale Savaşında Türk Kahramanı olan, Gazi Alican Çavuş’un, büyük dedesi Alistair John Taylor olduğunu söyler. Köy halkı buna tepki gösterir. Bunun üzerine Viki, Gazi Alican Çavuş’un hayatta kalan tek akrabası olan Beyaz Hala ile görüşmek ister. Bu inatçı, güngörmüş, adil ve köy halkının çekinerek saygı duyduğu seksen yaşlarındaki Beyaz Hala, yalnız yaşamaktadır ve kimseyle görüşmek istemez. Viki’nin İngilizce söylediği görüşme talebi üzerine Beyaz Hala, onu içeriye alır. Beyaz Hala sadece üç yıl ilkokul eğitimi almasına karşın, babasından çok iyi derecede İngilizce öğrenmiştir. Bunu da şöyle açıklar; babası, savaş sırasında İngilizlere esir düşmüş ve çeşitli işkenceler görmüştür. Onu konuşturamayacaklarını anlayan İngilizler, onu bir İngiliz Subayı’nın seyisi olarak çalıştırmışlardır. “Taylar” soyadı da oradan gelmektedir. Viki ile Beyaz Hala uzun süre başbaşa görüştükten sonra ayrıldıklarında, Viki oldukça bitkindir. Kaldığı pansiyonda sonraki üç gün ateşler içinde yatar. Rehber Mehmet, Viki’nin bu durumundan Beyaz Hala’yı haberdar eder. Bunun neticesinde, Beyaz Hala, Eceabat’a gelerek, kaldığı pansiyondan Viki’yi alır ve kendi evine götürür. Her ikisinde de üçer mektup vardır; Viki’de, büyük dedesinin yazmış olduğu üç mektup, Beyaz Hala’da ise Mülazım Ali Osman Bey’in yazdığı üç mektup...Beyaz Hala, babası Gazi Alican Çavuş’un, Mülazım Ali Osman Bey’le aynı kişi olduğunu, açıkca belirtmese de, söyler. Mektuplar bittiğinde Ali Osman Bey’in, 15 Ağustos 1915 tarihinde Anafartalar Cephesi’nde şehit olduğunu belirtir. Viki, şaşkındır. Köyde kaldığı bir haftanın sonunda nihayet gerçeği öğrenir ve gerçek, tahmin ettiği gibidir. Büyük dedesi Alistair John Taylor ile Gazi Alican Çavuş aynı kişidir. Aynı insanın, iki ayrı ülkede birden savaş kahramanı olması mümkün olabilirmi; yoksa? 12 Ağustos 1915 tarihinde Suvla Koyu’nda 267 İngiliz askerini yutan sis bulutu sayesinde kaçan Alistair John Taylor’un hayatını, yaralı Ali Osman Bey kurtaracaktır. İki gün başbaşa kalırlar ve iki günün sonunda Ali Osman Bey ölür. Ali Osman Bey, ölürken, pek iyi konuşamadığı İngilizcesiyle üzerindeki giysileri işaret eder. Ona bir mezar kazan Anzak Askeri, gömdükten sonra, üzerinde, rütbeleri sökülmüş, Türk Askeri giysileriyle mezarı başında öylece kalır. Onu, kardeşini aramaya çıkan, Meryem adlı bir köylü kızı bulur. Görür görmez aşık olduğu, Alistair John Taylor’a yaşamının sonuna kadar kul köle olacaktır. Ona üç çocuk doğurur. Adları, Maori dilinde Yeni Zelanda anlamına gelen Uzun, Beyaz, Bulut’tur. Çanakkale Savaşı’na, İngiltere’nin sömürgesi olması nedeniyle 20’li yaşlarda ve çoğunluğu Batı’yı görmüş ve macera yaşamak amacıyla katılan Anzak Askerleri, çıkarma yapılan koy’u gördüklerinde anlarlar, savaşın anlamsız olduğunu..... Sekiz buçuk ay süren bu savaşta birçok ulustan beş yüz bin civarında genç asker ölür. Cephanesi az, ancak, vatanı uğruna ölmeyi göze alan Türk Askerleri sayesinde, düşman cepheyi terk eder. Avustralya ve Yeni Zelanda’lı askerlerden oluşan Anzaklar, gerçekte düşman mıdır? Türkler, Anzak’lara “Kahraman Düşmanım” demişlerdir. Anzaklar, Türklere yemek molalarında kukla oynatıp, konserveler atarken, Türklerde sigara paketi atmışlardır. Bu dostluk her yıl 25 Nisan’da yapılan Anzak Törenlerinde de devam etmektedir. Bu kitapta, tarihin düz okunulacak bir metin olmadığı ve insan unsuruyla tarihin saptırılabileceği anlatılmaktadır. Tarih, canlı yayın olarak yazılamayacağı için belleğe dayanacaktır. Ama tarih, belleğe dayalı olarak yazılamaz. Çanakkale Savaşı, bu nedenle savaşa katılan ulusların tarihlerinde farklı yorumlanır. Kitapta anlatılan olay bir kurgudur. Ancak, insan aklına hiçde ters değildir. Yaşadığı dünyayı önemseyen ve yalnız milletine değil, bütün insanlığa saygı duyan insanlar, gerçek yurtsever olanlardır. Din, dil, ırk, cins renk ayrımı yapmadan insanı sevmektir, aslolan..!

7928
0
0
Yorum Yaz